24 Kasım 2017 Cuma

Sismolojik Terimler

25602 defa okundu

Sismoloji Terimleri

Yunanca'da "şok" anlamına gelen "sismos" kökünden türeyen sismoloji, deprem bilim anlamına gelmektedir. Sismolojinin incelediği başlıca konular arasında; depremin oluşumu, deprem dalgalarının yer içindeki yayılımı ve bunların ölçüm cihazları yardımıyla ölçülmesi vardır.

Anlamları tam olarak bilinmese de bir çok kişi tarafından çok sık ve hatalı olarak kullanılmakta olan sismolojiye ait terimler kafa karıştırmaktan öteye gitmemektedir. Sismolojinin tarifi ile depremleri anlayabilmemiz için bu terimlerin açıklanmasına ihtiyaç vardır.

Fay: Kaya katmanlarındaki hareket sonucu meydana gelen çatlak ya da kırıktır. Bu kırıklar bazen yeryüzünde gözlenemez, yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve yeryüzüne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir.

Odak Noktası (Hiposantr): Odak noktası yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Bu noktaya odak noktası veya iç merkez de denir. Gerçekte, enerjinin ortaya çıktığı bir nokta olmayıp bir alandır , fakat pratik uygulamalarda nokta olarak kabul edilmektedir.

Dış Merkez (Episantr veya Merkez Üssü): Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki noktadır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği noktadır. Aslında bu, bir noktadan çok bir alandır. Depremin dış merkez alanı depremin şiddetine bağlı olarak çeşitli büyüklüklerde olabilir. Bazen büyük bir depremin odak noktasının boyutları yüzlerce kilometreyle de belirlenebilir. Bu nedenle "Episantr Bölgesi" ya da "Episantr Alanı" olarak tanımlama yapılması gerçeğe daha yakın bir tanımlama olacaktır.


Odak Derinliği: Depremde enerjinin açığa çıktığı noktanın yeryüzünden en kısa uzaklığı, depremin odak derinliği olarak adlandırılır. Depremler odak derinliklerine göre sınıflandırılabilir. Bu sınıflandırma tektonik depremler için geçerlidir. Yerin 0-60 km. derinliğinde olan depremler sığ deprem olarak nitelenir. Yerin 60-300 km. derinliklerinde olan depremler orta derinlikte olan depremlerdir. Derin depremler ise yerin 300 km.den fazla derinliğinde olan depremlerdir. Türkiye'de olan depremler genellikle sığ depremlerdir ve derinlikleri 0-60 km. arasındadır. Orta ve derin depremler daha çok bir levhanın bir diğer levhanın altına girdiği bölgelerde olur. Derin depremler çok geniş alanlarda hissedilir, buna karşılık yaptıkları hasar azdır. Sığ depremler ise dar bir alanda hissedilirken bu alan içinde çok büyük hasar yapabilirler.

Öncü ve Artçı Depremler: Bazen büyük bir deprem olmadan önce küçük sarsıntılar olur. Bu küçük sarsıntılara "öncü depremler" denilmektedir. Büyük bir depremin oluşundan sonra da belki birkaç yüz adet küçük deprem olmaya devam etmektedir. Bu küçük depremler "artçı depremler" olarak isimlendirilir ve büyük depremin oluş anına göre bunların şiddetinde ve sayısında azalım görülür.

Sismik Boşluk: Dünya’ yı kaplayan levhaların sürekli hareketi nedeniyle levha sınırlarındaki kaya katmanlarında gerilme olur. Gerilme boşaldığı zaman levha sınırının tümü aynı anda kaymaz. Tersine sınırın çeşitli bölümleri farklı zamanlarda kayar ve her seferinde bir miktar gerilme boşalması olur. Bilim adamları, fay gözlemleri sonucunda, deprem olasılığının en yüksek olduğu yerin bir fayın en uzun süre hareketsiz kalan bölümü olduğunu keşfettiler. Bu tür bölgelere sismik boşluk adı verilir.

Şiddet Magnitüd

Şiddet ve büyüklük kavramları maalesef karıştırılmakta ve yanlış kullanılmaktadır.

Şiddet :Herhangi bir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyişle depremin şiddeti, onun yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Bu etki, depremin büyüklüğü, odak derinliği, uzaklığı, yapıların depreme karşı gösterdiği dayanıklılık dahi değişik olabilmektedir. Şiddet depremin kaynağındaki büyüklüğü hakkında doğru bilgi vermemekle beraber, deprem dolayısıyla oluşan hasarı yukarıda belirtilen etkenlere bağlı olarak yansıtır.

Depremin şiddeti, depremlerin gözlenen etkilerine göre hazırlanmış olan "Şiddet Cetvelleri"ne göre değerlendirilmektedir. Diğer bir deyişle "Deprem Şiddet Cetvelleri" depremin etkisinde kalan canlı ve cansız her şeyin depreme gösterdiği tepkiyi değerlendirmektedir. Önceden hazırlanmış olan bu cetveller, her şiddet derecesindeki depremlerin insanlar, yapılar ve arazi üzerinde meydana getireceği etkileri belirlemektedir.

Bir deprem oluştuğunda, bu depremin herhangi bir noktadaki şiddetini belirlemek için, o bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler Şiddet Cetveli'nde hangi şiddet derecesi tanımına uygunsa, depremin şiddeti, o şiddet derecesi olarak değerlendirilir. Örneğin; depremin neden olduğu etkiler, şiddet cetvelinde VIII şiddet olarak tanımlanan bulguları içeriyorsa, o deprem VIII şiddetinde bir deprem olarak tarif edilir. Deprem Şiddet Cetvellerinde, şiddetler romen rakamıyla gösterilmektedir. Bugün kullanılan başlıca şiddet cetvelleri değiştirilmiş "Mercalli Cetveli (MM)" ve "Medvedev-Sponheur-Karnik (MSK)" şiddet cetvelidir. Her iki cetvelde de XII şiddet derecesini kapsamaktadır. Bu cetvellere göre, şiddeti V ve daha küçük olan depremler genellikle yapılarda hasar meydana getirmezler ve insanların depremi hissetme şekillerine göre değerlendirilirler.

VI-XII arasındaki şiddetler ise, depremlerin yapılarda meydana getirdiği hasar ve arazide oluşturduğu kırılma, yarılma, heyelan gibi bulgulara dayanılarak değerlendirilmektedir.

Zamanımızda artık kullanılmayan, ancak tarihsel bir değer taşıyan bu şiddet dereceleri aşağıda kısaca özetlenmiştir:

I. Derece: Yalnız sismograflarca kaydedilen mikrosismik sarsıntılardır. Çok elverişli şartlar altında bulunan birkaç kişiden başka hiçbir kimse tarafından hissedilemezler (en fazla ivme: 10mm/s2’ den daha küçük).

II. Derece: Çok hafif depremler. Ancak dinlenmekte olan, bir binanın üst katında bulunan kimseler tarafından hissedilir. Bazı asılı eşyası sallanır (ivme: 10mm/s2'den daha büyüktür).

III. Derece: Hafif depremler. Ev içinde ve özellikle üst katlarda herkes duyar; fakat birçok kimseler bu sarsıntıları deprem sanmazlar. Duran otomobiller hafifçe sallanabilir. Kamyon geçmesi ile meydana gelmiş bir sarsıntı sanılır ( ivme: 25mm/s2'den daha büyüktür).

IV. Derece: Orta şiddetli depremler. Bina içinde bulunan kimselerden birçokları ve dışarıda olanlardan bazıları tarafından duyulan sarsıntılardır. Bazı kimseleri gece uykudan uyandırır, mutfak eşyası, pencereler ve kapılar sarsılır,duvarlardan çatlama sesleri çıkar, duran otomobiller iyice sallanır (ivme: 50mm/s2'den daha büyük).

V. Derece: Oldukça şiddetli depremler. Hemen herkes tarafından duyulur, birçok kimseler uykudan uyanır, bazı tabaklar ve pencere camları kırılır, sıvalar çatlar, ağaçların ve direklerin sallandıkları görülür, sarkaçlı saatler durabilir (ivme: 100mm/s2'den daha büyük).

VI. Derece: Şiddetli depremler. Herkes tarafından duyulur, bir çok kimseler korkarak dışarı kaçarlar. Ağır ev eşyaları yerlerinden oynar, birçok hallerde sıvalar düşer, bacalar hasara uğrar, genellikle hasar miktarı azdır (ivme: 250mm/s2'den büyük).

VII. Derece: Çok şiddetli depremler. Herkes dışarı fırlar, otomobil kullananlar tarafından fark edilir, bazı bacalar kırılır. İyi yapılmış binalarda hasar önemsiz, orta derecede iyi ve normal yapılarda hasar en az ve planı kötü olan binalardaki hasar ise oldukça fazladır(ivme:500mm/s2’den büyük).

VIII. Derece: Yıkıcı depremler. Bacalar, sütunlar, anıtlar ve duvarlar yıkılır. Ağır ev eşyası ters döner, otomobil kullananlar rahatsız olurlar; özel olarak iyi yapılmış binalarda hasar az, orta dereceli binalarda hasar oldukça fazla, kötü yapılmış inşaatta ise hasar büyüktür. Ahşap veya yığma duvarlar( kerpiç duvar) bina iskeletinden dışarı fırlar. Kuyu sularında değişmeler görülür, az miktarda kum ve çamur akıntıları meydana gelir (ivme: 100cm/s2’den daha büyük)

IX. Derece: Tahrip edici depremler. Binalar temellerinden oynar, özel olarak yapılmış binalarda hasar oldukça fazladır, normal binalarda büyük hasar ve yıkıntılar görülür. Yeryüzünde çatlaklar oluşur, yeraltındaki borular kopar (ivme:250cm/s2'den daha büyük).

X. Derece: Felaket depremler. Çoğu binalar yıkılır. İyi yapılmış ahşap binaların bazıları harap olur. Birçok ahşap ve taş binalar temelleri ile birlikte yıkılır. Zeminde çatlaklar olur, demiryolu rayları bükülür, ırmak kenarlarında ve dik yamaçlarda heyelanlar, çamur ve kum akıntıları görülür (ivme: 500cm/s2'den daha büyük).

XI. Derece: Afet depremler. Ancak birkaç bina ayakta kalır, köprüler yıkılır, yerde geniş çatlaklar meydana gelir. Raylar pek fazla bükülür, kaymalar ve faylar, büyük heyelanlar oluşur (ivme:750cm/s2'den daha büyük).

XII. Derece: Büyük afet deprem. İnsan eli ile yapılmış hiçbir eser ayakta kalmaz. Her şey harap olur. Eşyalar havaya fırlar, deprem dalgalarının yeryüzünde görüldüğü söylenir, zeminde büyük değişiklikler olur (ivme: 980 cm/s2'den yerin gravitasyon ivmesinden daha büyük).

Depremlerin şiddet ve magnitüdleri arasında aşağıdaki gibi bir dönüşüm söz konusudur.

Şiddet                 IV     V      VI     VII    VIII   IX     X     XI    XII

Richter Magnitüdü 4      4.5    5.1   5.6      6.2   6.6  7.3    7.8   8.4